Loading...

Tövbe Nedir?


                             

 

 

 

                                 Tevbe Nedir?

   Cenab-ı Hakk’ın kullarına ihsan ettiği en büyük nimetlerden birisidir tövbedir. Eğer Allahu Teala tövbe kapısını açık tutmasaydı -istisnasız- bütün insanların işi zordu. Çünkü, Yüce Allah’ın azameti yanında noksanı ve kusuru olmayan kimse yoktur. Bütün kusur ve noksanlıklardan uzak olan sadece Yüce Allah’tır. O, bu sıfatta da tek olduğunu göstermek için, peygamberlerini bile bulundukları makama göre kusur sayılacak hallerle yüz yüze getirmiş, istiğfar isteyen durumlar yaşatmış, sonra tövbelerini kabul buyurup kusurlarını affetmiştir. Kusursuz kul yoktur, sözünün hakikati budur

Ariflerden Sehl b Abdullah et-Tüsterî (k.s) (283/896) demiştir ki: “İnsanlara tövbeyi bilmekten daha gerekli bir şey yoktur. Çünkü tövbenin ne olduğunu bilmemek en büyük günahtır. İnsanların çoğu, tövbenin ne olduğunu bilmemektedir.”134

Ariflerden Sûsî’ye (k.s), tövbenin ne olduğu sorulunca, şöyle demiştir:

“Tövbe, dinin kötülediği her şeyi terk ederek, onun övdüğü şeylere dönmektir.” Bu söz, bütün tövbe çeşitlerini içine almaktadır.135

Alimlerin tövbe ile ilgili sözlerini şöyle özetleyebiliriz:

Tövbe, sonsuz rahmet sahibi Mevlamız’ın biz kullarına acıyıp, af kapısına çağırmasıdır.

Tövbe, kulun Rabbi tarafından gelen bu davete uymasıdır.

Tövbe, kalbin gafletten uyanması ve vicdanın Rabbine karşı vefasızlığını anlamasıdır.

Tövbe, kulun kulluktaki kusurunu anlaması ve ihmal ettiği kulluğa koşmasıdır.

Tövbe, Yüce Allah’ın: “Ey günah işleyerek kendine zulmeden kullarım! Benim rahmetimden ümit kesmeyin, bana gelin!” emrine uymak, hâlini anlamak, ağlayıp af kapısına koşmaktır.

Tövbe, pişmanlıktır. Yani, kulun nefsi yüzünden ilahi sevgiden mahrum kalışına ve Yüce Rabbine asi oluşuna pişman olmasıdır.

Tövbe, kalbimizin ilacı ve ruhumuzun ihtiyacıdır.

Tövbe, Yüce Rabbimizin kullarına en güzel bir hediyesidir.

Bir günaha mübtela olana tövbe etmek farz olduğu gibi, mürşidine verdiği ahdi bozana da, intisabını yenilemesi lazımdır. Biat ve intisaptan gaye, Allahu Teala’ya verdiğimiz kulluk ahdine sahip çıkmaktır. Çünkü bu iş, Allah için yapılır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve O’nun varisleri, bu işte bir vasıtadır. Bakınız ayet-i kerimede ne buyruluyor:

“Rasulüm! Sana biat edenler hiç şüphesiz Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile yaptığı ahdine vefa gösterirse, Allah ona büyük bir mükafaat verecektir.”263

Mürid, büyük bir günaha düştüğü zaman, tövbe etmesi farzdır. Bu tövbenin en güzel şekli, yukarıda anlatıldığı gibi, güzelce bir abdest ve gusül aldıktan sonra iki rekat tövbe namazı kılarak yapılan tövbedir. Bazı tariklerde ve özellikle Nakşî tarikatında böyle bir tövbeye “büyük tövbe” ismi verilir. Büyük günaha büyük tövbe gerekir.

Uyku, unutma, baygınlık, koma hâli gibi, dinen mazur görülen bir özür yokken, bilerek namazı terk etmek de büyük günahtır. Onun için hemen tövbe edip namazı kaza yapmak gerekir.

Zekatını vermeyen, oruç tutmayan, içki içen, kumar oynayan, hırsızlık yapan, zina eden, rüşvet yiyen, anne babasına zulmeden, durmadan koğuculuk eden ve benzeri büyük günahları işleyen bir kimse, bunların haram olduğuna iman ettiği halde onları yapıyorsa, büyük günah işlemiştir, tövbe etmesi farzdır.

Tarikat ehli olan kimsenin bu tövbeyi, önündeki takva imamına intisabına yenileyerek yapması gerekir. Bu, olmadan manevi terbiye gerçekleşmez.

Bu devirde dinin geçersiz, ibadetin gereksiz olduğunu söylemek insanı küfre sokar ki, bu duruma düşen bir kimsenin derhal imanını tazelemesi ve tövbe etmesi farzdır.

Kendisine intisap ettiği kamil-mükemmil mürşidine itiraz veya onu inkar hastalığına düşen kimsenin, hemen intisabını yenilemesi gerekir. Ayrıca, işlediği büyük bir günahtan sonra “ben terbiyeden uzaklaştım, feyiz kesildi, yalnız kaldım, dosttan ayrı düştüm!” gibi endişe ve  sıkıntı çeken bir kimsenin de, intisabını tazelemesi güzel olur.

Bir de şu var: Hastalık, ihtiyarlık veya ihmalden dolayı senelerce mürşidinin hiç ziyaretine gitmeyen bir müridin, sevgisini canlı tutması ve amellere şevkle devam etmesi için usule uygun olarak tövbe edip intisabını tazelemesi gerekir.

Tövbe tek başına da yapılır. Tövbeyi belli vakitlere bırakmamak gerekir. Tövbenin vakti, kusurun hemen peşidir. Tövbeyi tazelemekle insan kendisini yenilemiş olur. Samimi tövbe ile kalp canlanır, gönülde ilahi sevgi yeşerir, irade kuvvetlenir, ibadetler kolaylaşır.

Kim Allahu Teala’ya karşı güzel zan besler, kalbini açar, boynunu büker, samimi olarak O’dan affını isterse, bu yaptığı boşa gitmez. Yüce Allah, kendisinden rahmet isteyenlere rahmet eder, af isteyenleri affeder, ilahi sevgi isteyenleri sever, nimet isteyenleri mahrum etmez. O, kendisinden bir şey istemeyenlere gazap eder. Onun hazineleri verdikçe noksanlaşmaz. Yüce Allah’tan kusurlarımızı affetmesini, bizlere sevgisiyle uyanık bir kalp, yanık bir gönül, güzel bir ahlak ve yüksek dereceler ikram etmesini, cenneti, cemali ve rızasıyla şereflendirmesini isteriz.

Hamd olsun alemlerin Rabbi Yüce Allah’a.

 

 

TEVBE ( Seyda Hz'nin dilinden )

Bir gün Seyda Muhammed  Raşid Hz.leri "Siz bilir misiniz Gavs (ks) Hazretleri neden böyle büyük bir zat oldu?" Cemaat sükut etti. Seyda Hazretleri devamla "Gavs Hazretleri tevbe verirken kendisi de tevbe edenle birlikte kendi günahlari için Allah'a tevbe ederdi" diye buyurmuşlardır. Alemlerin Rabbi ilahî kanununda nasıl hareket etmemizi gerektiğini belirtmiş, gitmemiz gereken yolu göstermiş, yolunu şaşırıp sapıtanlar için de dönüşü kolaylaştırsın diye tevbe maddesini koymuştur. İnsan günah işleyip, emirlere karşı gelipte gönülden pişmanlık duyarak tevbe ederse, Allahu Teala onun bu tevbesini kabul eder, günahını affeder. Tevbe çok büyük, çok yüksek mana ifade eden bir lütf-u ilahidir, Alemlerin Rabbinin büyük bir rahmetidir. Tevbe, ömrünün büyük bir kısmını ilahi kanunun dışında geçiren kimsenin af dileyerek tevbe etmesi halinde bu zaman boyunca yapmış olduğu günah ve hataların silinmesine neden olan bir Kerem-i İlahidir. Kulunu böylece temizleyen Allahu Teala'nm keremi bu kadar çok, şanı bu kadar yüce, rahmeti bu derece coşkundur. İnsan yetmiş-seksen senelik koca koca bir Ömrü isyan ve günahla geçirmiş olsa, ne kadar kötü, ne kadar gaddar merhamet ve şefkatten mahrum olsa bile onun bütün kusurlarının tek kelimeyle silen Cenab-ı Hakk'ın rahmet, kerem ve ihsanının hayranı olmamak mümkün değildir. Halbuki biz insanlar ise, hayatı boyunca bize iyilik yapmış bir kimsenin, bir seferlik olsun bize karşı gelmesine, hasmâne davranmasına dayanamayız ve ilk fırsatta o kimseyi ağır bir şekilde cezalandırmakda tereddüt etmeyiz. Allahu Teala insana bu kadar kolaylıklar göstermiş iken bunlardan istifade etmeden günahlarıyla huzura varan kullarına ne ceza verse gene azdır.

Gül Nesil 63 Yıl..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 







Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

Örnek Sokak 1a, 12345 Örnekşehir
+90 1234567890